Fotoğraf çekmek üzerine birkaç ipucu

 

bu güzel yazi icin cok tesekkürler...

Cevap Yaz 28/12/2009 12:12:00 Mesej No :3
 
 

Çok açıklayıcı bir mesaj olmuş.
Emeğiniz için teşekkürler

Cevap Yaz 28/10/2009 12:10:00 Mesej No :2
 
 

Fotoğraf çekerken fotoğrafçı öncelikle fotoğraf makinesini iki eliyle tutmalıdır, kollar dirseklere kadar vücuda yapışık olmalı, deklanşöre basmadan öncede derin bir nefes almalı ve nefesini tutarak deklanşöre basmalıdır. Bunlar yapılmazsa çekim sırasında titreme olacak ve fotoğrafta netlik kaybı yaşanacaktır, eğer imkan varsa veya pozisyon uygunsa herhangi bir yere yaslanıp destek alarak ta fotoğraftaki netliği sağlayabiliriz.

Bir manzara çekiminde karşımızdaki manzaranın eğer varsa duygu ifade bir yönünü bulmalı ve onu ön plana çıkarmalıyız. Genelde çıplak gözle görüp hayran kaldığımız nefes kesici bir manzarayı fotoğraf makinemizin deklanşörüne basıp fotoğrafını çekeriz ve eve gelip çıktısını aldığımızda yada bilgisayar monitöründen baktığımızda büyük bir hayal kırıklığına uğrarız. İşte bu tür fotoğraflar temel işlevlerini, yani fotoğrafın çekildiği yerde olmayıp da o yerin sadece fotoğrafına bakan kişiye bir duygu aktarma görevini yerine getiremezler. Bu nedenle iyi bir manzara fotoğrafı çekebilmek için öncelikle manzarayı nasıl görmemiz gerektiğini iyi öğrenmeliyiz.

Bir manzara fotoğrafı çekmek için makinemizi elinize almadan önce iki elimizin parmaklarıyla bir dikdörtgen şekli oluşturup bunun içinden fotoğraflamak istediğimiz manzaraya bir bakmalıyız. Dikdörtgen çerçeveyi yüzümüze yaklaştırıp uzaklaştırarak, sağa sola kaydırarak görüntünün çerçeve sınırları içindeki durumunu iyice izlemeliyiz. Diğer duyularımızı etkileyen ses, koku gibi unsurların dışında sadece görsel olarak görüntünün güzel olduğuna karar verdiğimizde görsel olarak bizi en fazla neyin etkilediğini algılamaya çalışmalıyız. Bizi, ufuk hattı üzerindeki farklı renk yığılmaları mı cezp ediyor? yoksa ormandaki koyu ağaç gövdeleri ile vadiyi dolduran sis perdesinin yarattığı kontrast mı daha etkileyici? bunları iyi analiz etmeliyiz.

Görüntüde görsel anlamda bizi en fazla ne etkilemişse bu konuyu fotoğraf makinenizin vizörüne yerleştirip incelememize bir süre daha devam etmeliyiz. Konunun sınırlarını belirlemek için belki odak uzaklığını değiştirerek ona yaklaşmak yada uzaklaşmak (zoom yapmak), veyahut yerimizi değiştirmek, hatta farklı bir objektif seçmek gibi kararlar vermek durumunda kalabiliriz. Bu şekilde kendimizi iyi bir fotoğrafı oluşturan unsurlara karşı daha duyarlı hale getirebiliriz. Bir başka deyişle fotoğrafı "çekmek" yerine fotoğrafı "yapmayı" öğrenebiliriz.

Fotoğraflayacağımız manzara görüntüsünün sınırlarını belirledikten sonra konuyu ışık koşulları ve içerik açısından bir kere daha gözden geçirmekte fayda vardır, örneğin görüntüye giren telefon telleri ve benzer doğal olmayan unsurların ayıklanması, görünmesi istenmeyen nesnelerin farklı pozisyonlardan bakarak başka nesnelerin arkasına saklanması gibi işlemleri bu safhada yapmalıyız. Eğer görüntüdeki ışık koşulları çok özelse ve ilk bakışta içimizde heyecan uyandıran nitelikteyse bu ışık koşulları değişmeden süratle poz değerlerimizi belirlemeliyiz. Eğer o andaki ışık koşulları pek tatmin edici değilse aynı görüntü için günün bir başka saatini beklemekte fayda vardır. Bir manzara fotoğrafçısı karşısında bulunduğu konunun günün farklı saatlerinde ve hatta farklı hava koşullarında nasıl görüneceğini kestirebilmelidir. Örneğin sis istenmeyen bir arka planı kapatabilir yada kimi yerdeki sert gölgeler bulutlu bir havada göze hayli yumuşak gelebilir. Eğer görüntüde ağaçlar varsa ters ışıkta yaprakların kenarında oluşacak pırıltılar hoş bir etki yaratabilir. Karşınızda duran dağın yüksek zirveleri fırtına bulutları ile kaplı olduğunda dağın görüntüsü çok daha farklı bir duygu yaratabilir.

Manzara fotoğrafının en önemli püf noktası ışıktır. Güneş ve hava koşulları her zaman arzu ettiğimiz gibi olmayacaktır. Bundan dolayı da seçtiğimiz görüntüyü güzel bir biçimde fotoğraflayabilmek için hem sabırlı hem de inatçı olmamız gereklidir. Eğer bir bölgeye ilk gidişinizde uygun koşullarla karşılaşmışsanız kendinizi olağanüstü şanslı saymalısınız, ancak çoğu zaman istediğimiz görüntüyü elde edebilmek için konumuzun karşısına sayısız defa gitmemiz gerekebilir.

Doğa fotoğrafçılığında öncelik fotoğraf makinesinde değil fotoğraflanmak istenen görüntüdedir. Doğa fotoğrafçısı öncelikle konusunu incelemek, öğrenmek durumundadır. Bir tepeyi, bir nehri, bir çiçeği yada ağacı, bir sahilin kayalık yapısını araştırıp onunla ilgili bilgiler toplamalı ve konu olacak manzaranın farklı özellikleri değerlendirmelidir. Ancak konu olan nesneyi tanıdığımız zaman o nesnenin fotoğrafına duygu yüklemek mümkün olabilir.

Işığın durumu kompozisyonumuzu etkileyecektir, fazla dikkati çekmeyen bir nesne ters ışığın yarattığı etkiyle görüntünün en can alıcı noktasını oluşturabilir, kapalı, bulutlu bir havada sade görünümlü kır çiçekleri, kadrajda kontrast yaratacak bir yere yerleştirilirse yine görüntüde ilgi noktasını oluşturabilir.

Kompozisyonumuzu olabildiğince sade oluşturmamızda fayda vardır. Manzara fotoğraflarında fazlaca nesne bulunduğu için genellikle karışık kompozisyonlarla karşılaşırız. Karşımızdaki görüntüde ilgiyi çekmeyen yada görüntüye bir şey katmayan unsurları olabildiğince ayıklamak ve gözü rahatsız etmeyen bir kompozisyon oluşturmak zorundayız. Bakış açımızı değiştirmek, konuya yaklaşmak veya uzaklaşmak bunu sağlamanın değişik yollarındandır.

Diğer yandan manzara fotoğrafında kompozisyon oluştururken dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da 1/3 kuralıdır, yani kadrajda birbirine aynı mesafeli enine ve boyuna ikişer hayali çizgi çizerek görüntüyü dik ve yatay üç eşit parçaya böldüğümüzü düşünürsek görüntüdeki en önemli unsuru bu hayali çizgilerin kesişme noktalarına yerleştirmek fotoğrafı izleyende daha hoşa giden bir etki yapar. Fotoğraftaki ilgi noktası izleyicinin bakışını fotoğrafın diğer noktalarına da götürebilecek şekilde seçilmelidir.

Bir manzara fotoğrafı çekerken kullandığımız fotoğraf makinesinin tip ve özelliklerine bakmaksızın, genellikle normal objektifler (50 mm civarı) kullanırız. Bazı zor bakış açılarında orta ebatta bir teleobjektif yada geniş açı kullanmamızda gerekebilir. Ön planda ilginç unsurlar olan durumlarda biraz da yaratıcılığınızı kullanarak değişik etkiler yaratacak fotoğraflar çekmek için çok geniş açılı objektiflerden de yararlanabiliriz.

Bunun yanında çok önemli bir malzeme de sağlam tripod' dur.(üçayak) Özellikle yetersiz ışık koşullarında objektifimizin imkan verdiği en uzun alan derinliğini elde edebilmek için tripod kullanmamız kesinlikle gereklidir.

Hangi mevsimde hangi manzara fotoğrafları diye bir soru sorarsak kendimize;

- İlkbaharda tüm doğanın canlanmaya başladığı sabahın erken saatlerinde oluşan ve yandan gelen parlak sarı ışık, patlamaya hazır yeşil tomurcuklar, yeşeren çalılar, kır çiçekleri ve yeşil otlarla kaplı dağ yamaçları ayrı bir renk parıldaması katar fotoğrafımıza. İlkbaharın ilk günleri toprak henüz yaş ve soğuk iken su birikintilerinden, nehirlerden hatta nemli topraktan yükselen su buharının oluşturduğu sisin yol açtığı masalsı etkiler fotoğrafik açıdan göze çok hoş gelir.

- Yaz ortaları görsel olarak fotoğrafçının içinde fazla bir ilham uyandırmayan nispeten cansız bir dönemdir. Güneş dik gelir ve fazla kontrasta yol açar. Yapraklar ve yeşil örtü iyiden iyiye koyu yeşile dönmüş ve ilkbaharın böcek zenginliği azalmıştır. Ama yine de bu mevsimde bazı ilginç sahnelerle karşılaşılabilir. Yaz ortalarında rastlanan ani yağmur ve fırtınalar gökyüzünde çok ilginç ve çok güzel ışık etkileri oluşturabilirler. Özellikle yıldırım ve şimşek fotoğrafı için bu ortamlar çok müsaittir.

- Sonbaharda yaprakların büründüğü renkler sonbaharı en güzel manzaraları sunan mevsim yapar. Ancak bazı durumlarda solgun yaprakların verdiği görüntü hayal kırıklığına sebep olabilir. Parlak güneşli bir havada gördüğümüz zengin renk yelpazesi konunun karışıklığı içinde kaybolup gidebilir,yada böylesi bir görüntü parlak mavi gökyüzü önünde aşırı keskin bir görüntü verebilir. Eğer polarizasyon filtresi kullanılıyorsak hem gökyüzü hem de yapraklar koyulaşıp, parlama giderildiği için renkler daha bir canlı görünecektir. Ancak bu durum renk canlılığında abartıya da yol açabileceğinden polarizasyon filtresini dikkatli kullanmalıyız. Hafif yağmurun çiselediği az kontrastlı kapalı havalar daha hoş bir etki yaratır. Islak ağaç gövdeleri koyulaşır ve yıkanan yaprakların renkleri daha canlı görünür. Eğer hava çok kapalıysa renkler hafiften maviye çalabilir. Bu durumda objektifimize 81 A diye tanımlanan bir renk ısıtıcı filtre takabiliriz.

- Kışın oluşan ışık manzara fotoğrafçılığı açısından en güzeli olmakla beraber amatör fotoğrafçılar tarafından yeterince tanınmamaktadır. Günlerin kısa ve soğuk olmasına karşın gündüz saatlerinde güneş daha yatık geldiği için gölgeler uzun ışık ise daha sıcaktır. Akşam üzeri karla kaplı bir yamaç hem gökyüzünün maviliğini hem de gün batımının kavuniçi ve pembeliğini yansıtır. Yüksek ağaçların yapraksız dalları gökyüzü mavisi karşısında sarı ve kırmızı ışığı daha kolay bünyesinde toplar. Yöreye de bağlı olarak kış mevsimi yılın çok renkli bir mevsimi olabilir. Eğer yağmurun ardından dondurucu soğuklar varsa sabah erken saatlerde buzla kaplanmış ağaçların yatık güneş ışığı karşısındaki pırıltılı görüntüleri çok hoş olabilir. Kar ve buz başlı başına ayrı birer fotoğraf konusu oluşturabilir.

Cevap Yaz 26/10/2009 12:10:00 Mesej No :1